27.9.12
sergey ve küçük volody
Volody yamalı kabanının yakalarını sessizce dikleştirdi.
-Ne oluyor ufaklık? Üşüdün mü? diye sordu 11 yaşındaki Sergey.
Yaşından beklenmeyecek bir olgunlukla "Ruhum dondu" dedi 7 yaşındaki Volody.
Sergey ayağa kalkıp sobayı kontrol etti, yanmıyordu. Son bir kez daha denedi ama yanmıyordu işte. En fazla soğuktan ölebilirlerdi, daha kaybedecek bir şeyleri yoktu.
-Odunlar karın altında fazlaca kalmış ufaklık, şansına küs dedi Sergey.
-Yani, ıslak oldukları için mi yanmıyor?
-Eh Volodiçka, sen ömründe hiç soba yaktın mı?
-Nereden yakayım Sergey, yatakhanede soba var mıydı?
-Bunda yoktu, ama benim önceden kaldığım yetimhanenin yatakhanesi sıcacıktı. Her odada sobalar vardı düşünebiliyor musun? Bazen odun atmayı unuturlardı da diğer çocuklar cesaret edemeyince sobaya odunları ben atardım. diye bir yalan uydurdu Sergey.
Sergey,Volody ile birlikte kaçtığı yetimhaneden önce bir evde çalışıyordu. Cılız odunları kesmek, çalı çırpıları toplamak ve düzenlemekle yükümlüydü. Volody bunu öğrenmediği sürece sorun yoktu. Küçük Volody, Sergey'in sözde yetimhanesinin sıcacık olduğunu düşünebilirdi. Hem belki bu fikirle ısınırdı da. Sergey ise ıslak odunların yanmadığını "patronu" yani ev sahibi onu ıslak odunla dövdüğünde öğrenmişti. Ama sonuç olarak ufaklık bunu bilmediği sürece ona abilik yapabilirdi.
-Eh,peki madem önceki yetimhanen sıcaktı da sen niçin orayı bırakıp kaçtın? Sonra sana küsmezler mi,hiç korkmadın mı bundan?
-Ne yapayım ufaklık, küsen küssün.
-Biz şimdi seninle kaçtık ya Sergey, ben hiç üzülmüyorum. Boryenka kesin bana küsmüştür, ama küsmesin. Ben onu da yanımıza alacağım. Ama sen izin verir misin buna?
-Ne için izin vermeyeyim küçüğüm? Hem söyle bakalım sen ne için almak istiyorsun Boryenka'yı yanımıza?
Volody, kemikli poposunu taştan zemin üzerinde kaydırıp Sergeyin ceketinin dibine sokuldu.
-Yuliya cadısı bizi hep dövüyor da ondan!
-Ne diyorsun be küçüğüm, vay alçak karı. Seni de mi dövdü yoksa?
-Hem nasıl. Şimdi benim canım Boryenkamın kemiklerini kırıyordur. Beraberken ikimizi de döver de yorulurdu. Ama şimdi Boryenka tek kaldı.
-Alacağız küçüğüm, ama önce kuru odun bulmak gerek. Sen sevdin mi bu tavan arasını?
-Sevdim sevmesine Sergey...
-Sevdin sevmesine de, ee...? Mobilyası yok diye mi üzüldün?
-Ondan değil canım, şimdi buranın bir sahibi vardır. Ya gece burada olduğumuzu anlar,gelir de bizi pataklarsa?
Sergey ceketinin önünü iyice açtı. Bu ceketi çok sıkı çalıştığı bir üç ayın maaşı olarak ev sahibi almıştı ona.
-Volodiçkacığım, sen şimdi benim ceketimin içine sokul da uyu küçüğüm. Sabah olunca köşedeki fırından sıcacık bir ekmek alacağım sana.
-Oh ziyafet var desene yarın sabah.
Volody'nin yüzünde bir gülümseme belirdi. Belli ki sıcak ekmek yeme fikrine bayılmıştı. Belki biraz peynir de alırlardı. Sergey'in ceketinin içine iyice sokulup gözlerini sımsıkı yumdu. Etraf sakindi, gece karanlıktı. Saat 10u henüz geçiyordu ki Volody'nin uykulu sesi Sergeyin yüreğini sızlattı.
-Sen çok büyük bir insansın Sergey, iyi ki gelmişsin bizim yetimhanemize.
Okuduğunuz metin bir kitaptan alıntı değil.
oldu saygılar ben kaçayım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder