Haftanın her cumasında olduğu gibi,halısaha maçına seyirci olarak katılımcı bulunmuştuk. Halısahada her biri bir aslan gibi kükreyip,pehlivan gibi yerlerde yuvarlananlardan iki tanesinin oğlu da oradaydı.
Birini tanıyorsunuz,Korhan Berat Avcı,bir diğeri de 6 yaşındaki Mert. Ne zaman ki çığlık atmaktan,yanlarında getirdikleri topla oynamaktan vazgeçtiler,işte o zaman bir konuşmaya şahit oldum.
Mert: Bak,şurdaki var ya,o kutup ayısı..
KBA: Hayır hayır,o köpek balığı olsun
Mert: Hayır,bak şu kutup ayısı,diğeri de vampirmiş tamam mı
KBA: Hangisi hangisi ben anlamadım
Mert: Gözlüklü olan kutup ayısı,gözlüksüz olan vampir
Gözlüklü ve gözlüksüz kelimesi geçince birden dikkat kesilip etrafıma baktım. Ne yazık ki tribünde gözlüklü ablam ve gözlüksüz ben haricinde hiç kimseyi göremedim. Ve hedefin ikimiz olduğunu anladım.
İşte tam bu sırada çocuklar kayboldu ve... birden savaşın başladığını anlatan bir çığlık kopardılar. Sırtımızı verdiğimiz kapalı tribünün brandasına taş yağmuru tutuldu. Ve bir ses duydum;
-Taşlayınnn,vampirleri taşlayııııın. Köyümüzü mahvetmek istiyorlarrr,bizi öldürecekleeeer!
-Kaseti all,sen kaseti al
-Hayır kaseti ben alırım,sen topu onlara at ve gözlerini patlat
-Bak,ben kaseti alacağım,sen onları oyala,onlara top at
(Kaset:Telefon)
Ben: Unuttuğunuz bir şey var,ikinizin kilosunun toplamı benim kiloma eşit bile değil,üstünüze bir otururum ikinizi de ezerim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder