Sorusunu içimden geçirdiğim an kendimi o kadar boşlukta, ne
kadar kimsesiz, çaresiz, o kadar kötülerin eline düşmüş hissettim ki. Sanki odadaki
florasanlar titredi, dışarıdaki soğuk daha da arttı ve sokaktaki kimsesiz
çocukların ailelerine kavuşma şansı kalmadı. Dünyada sevdiğim her şeyi bir anda
unuttum, binalar ve bütün yaşam toprak örtüsü gibi dümdüz oldu, buz gibi çöl
ortasında tek başına kaldım sanki. Dönecek bir yaradanın olmadığı fikrini hiç düşünmemişim demek 24
sene. Öyle evsiz, öyle yalnız hissettim ki. Yapayalnız kalmış gibi. Bir
aydınlanma geldi.
bu tamamen gelisim surecimizle alakali bir seydir hani psikologlarlar derler ya cocuklugumuza donelim... iste oyle bir sey kucukken elimizde buyutec karincalari yaktigimiz zaman mahallenin sonunda oturan cocuk yanina gelip bu sekilde davranma allah baba seni goruyor dedigi anda o muhabbet yavas yavas icerye dogru islemeye basliyor. siyah/mavi onluk giydigin donemlerde koridorda kosarken bu muhabbetle karsilasmaya basliyorsun ve zamanla git gide icinde devasa bir kutle kaplamaya basliyor. bir seyleri sorguladigin anda ise ya yoksa sorusuna cevap ariyorsun olmadigini dusundugun anda icerinde buyuttugun o devasa kutlenin boslugu seni rahatsiz ediyor ve sonunda o boslugu baska bir sekilde dolduramayacagini dusundugun icin var deyip geciyorsun. boslugu doldurabilecek bir alt bilgi var ise; jeoloji, paleontoloji, fizik, biyoloji, tarih donanimin var ise o kutlenin yeri tam olarak dolmasa da buyuk bir bolumu doldugu icin rahatsizlik hissetmiyorsun sonunda daha fazla donanim ile baska bir seye ihtiyacin olmdigini fark ediyorsun.
YanıtlaSil